Ekonomistler, pazar ya da bir diğer adıyla piyasa olarak adlandırılan yapı içerisinde farklı sayılarda alıcıların ve satıcıların olduğunu varsayarlar. Bunun açık anlamı ise arz ve talebe bağlı olarak fiyattaki değişimlerin varlığı ve rekabete açık bir piyasanın oluşmasıdır. Dahası, hemen hemen her ürün için muadil bir karşılık bulunmasıdır. Öyle ki, şayet bir ürünün fiyatı çok pahalı gelmeye başlarsa, alıcılar daha ucuz olan muadili onun yerine tercih ederler. Bununla birlikte, piyasa içindeki alıcılar ve satıcılarla birlikte, hem tüketiciler hem de tedarikçileriler fiyat üzerinde eşit etki kabiliyetine sahiptir diyebiliriz.
 
Bazı endüstrilerde ürün için her hangi bir muadil ve rekabet alanı bulunmamaktadır. Bunun gibi, ürün ve hizmet için sadece bir veya bir kaç tane tedarikçinin bulunduğu yapılarda üretici fiyatı kontrol edebilmektedir. Bunun anlamı ise tüketicinin her hangi bir seçim hakkının olmaması, bununla birlikte kendi yararını en yüksek noktaya çekememesi ve ürünün fiyatı üzerinde neredeyse hiç etkisinin görülememesidir. Konuyu kavramsal bazda biraz daha açacak olursak:
 
Tekel (İngilizce karşılığı “Monopoly”), ilgili ürün için sadece tek bir üretici veya satıcının bulunduğu piyasa yapısıdır. Diğer bir deyimle, tek bir işletme sektörü yönetmektedir. Böyle bir piyasaya giriş yapmak yüksek maliyetlerle birlikte ekonomik, sosyal veya politik diğer engellerden dolayı oldukça kısıtlıdır. Örneğin, elektrik sektörü gibi sektörlerde, hükümetler rahatça kontrol sağlayabilir ve istedikleri tekel yapıyı oluşturarak piyasadaki genel fiyat yapısını kontrol altında tutabilirler. Bir işletme açısından tekel sektörler içinde yer almayı zorlaştıran bir diğer engel ise belli kurumların doğal kaynaklara ulaşım konusunda diğerlerine göre imtiyaz sahibi olmasıdır. Örneğin, Suudi Arabistan’ta hükümet petrol endüstirisinin tek kontrol sahibidir. Tekelleşmenin bir diğer yolu ise belli bir şirketin patent veya telif hakkı engelleriyle diğer şirketlerin ilgili sektöre girmesini engellemesidir.
 
Oligopol (İngilizce karşılığı “Oligopoly”) ise tekelden farklı olarak birden fazla şirketin pastadan büyük pay sahibi olduğu ekonomik yapıdır. Sektörü oluşturan sadece bir kaç tane belli başlı şirket vardır. Bu belirli sayıdaki şirket, tekel yapıda olduğu gibi fiyat üzerinde kontrole sahiptir ve böyle bir yapının bulunduğu piyasa içerisine girmek oldukça zordur. Bununla berabaer oligopol yapı içindeki şirketlerin ürettiği ürün fiyatları arz-talep sonucu olarak birbirine bağımlı ve benzerdir. Örneğin, sektörde 100 adet ürün ihtiyacı olsun. Şirket X bu 100 ürünün 50’sini üretirse, rakip Şirket Y geriye kalan diğer 50 birimi üretir. İki rakip firma tarafından üretilen bu ürünün fiyatı birbirine bağımlıdır ve dolayısıyla da benzerdir. Örnek vermek gerekirse; eğer Şirket X ürünü düşük fiyattan satmaya başlarsa, piyasanın büyük kısmını domine edecektir ve böyle bir durumda rakip Şirket Y’nin ürün fiyatlarını aşağı çekmesi için baskı oluşacaktır.
 
Yukarıdaki kavramlarla beraber piyasa yapısına dair iki uç nokta bulunmaktadır: tekel ve onun zıttı; tam rekabet piyasası. Tam rekabet, bir çok ürünün aynı doğal şartlara sahip olduğu ve sonuç olarak muadilinin bulunabildiği, bununla birlikte bir çok alıcı ve satıcının mevcut olduğu piyasa olarak nitelendirilir.  Tam rekabet piyasasına yeni bir şirketin katılmasında oldukça az engel bulunmaktadır. Fiyat da arz-talep ikilisine göre her hangi bir üçüncü kurumun müdehalesi olmadan oluşmaktadır. Böylelikle, tam rekabet piyasasında üreticiler, piyasa tarafından belirlenen fiyata tabi olurlar ve mevcut bir baskı sisteminden söz edilemez. Örnek vermek gerekirse; tam rekabet piyasası içinde yer alan bir şirket satış fiyatlarını yükseltmeye yönelirse, böyle bir durumda tüketicilerin daha iyi satış fiyatına sahip rakip firmayı tercih etme şansları doğacaktır. Bunun sonucunda piyasa payında ve karındaki düşüşler ilgili şirketin kendi iç sorunu olarak kalacak ve piyasa üzerinde baskı oluşturamayacaktır.
 
Yukarıdaki kavramlar, bir çok devlet yönetimine farklı şekilde yansımaktadır. Özellikle yeni dünya düzeni yapısı içinde, liberal ekonomilerin oluşturulması, bununla birlikte “tam rekabet piyasası”nın desteklenmesi söz konusu olsa da Çin gibi ülkelerde direk ve açık bir şekilde tekel yapılarla karşılaşılmaktadır. Çin örneğinden öte, Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika gibi gelişmiş ülkeler ile Türkiye veya Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerde ise, özelleştirme ve yasalarla gizli “tekel” veya “oligopol” yapılarla karşılaşılabilmektedir. Fiyat üzerindeki kontrolün çıkar gruplarının elinde olması, ekonomik ilerlemede “sıcak gelişme” veya kısa-orta vadeli ekonomik büyüme olarak karşımıza çıkmaktadır. Kapital düzen içerisindeki para sisteminde çıkar gruplarının elindeki yapılar her daim en yüksek kazanç oranını hedefleyeceğinden dolayı “krizler” bu tür sistemlerde kaçınılmazdır.

Pin It on Pinterest

Shares
Üye olun.

Üye olun.

Mail listemize üye olarak, en son haber ve güncel makalelerle piyasaya hakim olun. Mailinize gelen onay e-mailini kabul etmeyi unutmayın!

Teşekkürler. Başarılı bir şekilde üye oldunuz. Mailinize gelen e-maili onaylamayı unutmayın!